karnım
Monday, June 15th, 2009
ağacı salladım: düşmüyordu meyven
‘azla yetineceğine öl’ dedi karnım
yüzümü çaresizce toprağa dayadım
altında: olmayıp da olabilecekler
geçmişle gelecek arasında, bu koparttığımız yer
ona şimdi dokunması zor
günler geçer üzerinden, açlıkla terbiye olmaya alışkınım
hayat dediğin günlerden ibaret bir şey değil mi zaten?
ara sıra özlemin yükselme ümidiyle kanat çırpışı
ben buna uyum sağlamaya daha yatkın olduğumu sanmıştım
ama bir şeyi içerde unutmuşuz: kimseye ait olmayan titrek parçamız
kemiği karnımı kanatıyor
meyveyi alıyorum topraktan. yemem
sana en çok yokluğun kadar sahip olabilirim:
bu kadar