uyku
Wednesday, July 30th, 2008
Benim upuzun saçlarım var ve her gece ben uyurken uzamaya devam ediyorlar. Saçlarım o kadar uzun ki ben artık imkansız herkes gibi olamam. Onları kendim tarayamam. Bir süs, küçük kafamın içindekileri koruyan bir taç gibi kolayca taşıyamam. Saçlarım upuzun ve bu yüzden uykuya ihtiyacım var. Her akşam, sessizce, ümitsizce beklediğim uyku, sonunda daima geldiği halde bu defa gelmeyecekmişcesine oturur, tepedeki penceremden şehrin otellerine, otellerdeki kötü, anlatmaya değmeyecek hikayelere ve onların meydana getirdikleri hasarlara bakarım.
Saçlarımın uzunluğundan yorgunum. Yerimden kalkmaya, cehennem oldukları daha ben doğmadan bilinen başkalarıyla karşılaşmaya takat bulamam. Kulaklarımdaki kederli müzik beni uyanıklığa alıştırır, bu şehirde yaşanması mümkün olmayan o büyük aşkı hatırlatır. Yağmur yağdığında gözlerimi yumarım, uykuya muhtaç olmadan kendimi zamandan uzakta, toprakla hava, özlemle kavuşma, hafızayla ebediyet arasındaki uykudan bile daha güzel bu hale bırakırım. Burda saat yoktur. Günün kalkmaya mecbur olduğum bir yerinde başucumdaki haplardan birini ortasındaki çizgiden ikiye keserim. Bir yarısını hemen, diğerini güneş yeniden tepeme geldiğinde dilime yerleştiririm.
Uyku beni çok bekletir. Bazen beklemekten o kadar yılgın düşer, solar kalırım ki o hiç gelmesin ve ben de artık beklemeyeyim isterim. Ama dedim ya, her defasında çok geç ama mutlaka gelir. Ben ancak uyandıktan sonra anlarım onun gelmiş olduğunu. Çünkü uyandığımda yanaklarıma pembe bir renk, kalbime devam etmeye dair ince bir ümit gelmiştir. Ama çok daha önemlisi uyku ile benim upuzun, aklınıza en uzun ve karmaşık ne geliyorsa onların hepsinden daha uzun ve karmakarışık saçlarımın arasındakidir.
Uyku her gece gelir, upuzun ve karmakarışık saçlarımı tarar benim. Gündüzleri ne sert bir fırça, ne nazik parmaklar, ne kuşlar, ne yapraklar, ne rüzgar, ne de penceremden beni dışarı çağıran ışığı, hiçbirini asla içine sokmayan çözümsüz saçlarım uyku geldiğinde su olur sanki, ani bir yağmur, sessiz bir şelale, içinde balıkların doğduğu bir okyanus olur uykuya teslim eder kendini, uyku onu iyi kalpli fısıltılar, büyüleyici kokular ve mutlu rüyalarla tarar ve tarar.
Sabahları yeni bir güne hazırlıksız gözlerimi açtığımda benim uzun saçlarım en güzel hatıralarınızdan daha güzel ve yumuşak ve sonsuzdur. Sabah olduğunda biraz daha uzamış saçlarımla birlikte, uykuda, bende ve benim onu bekleyişimde ispatlanamayacak kadar küçük ama ölümcül bir şey değişir. Sanırım bu sıralarda üniformalı temizlikçi kızlar beyaz çarşafları, halıları, küvetleri, aynaları hiçbir şey olmamış gibi tertemiz yapmak üzere otel odalarının kapılarını tıklatmaktadırlar.





