b k
Friday, March 14th, 2008

resme iyi baktın mı?
yataktaki kadın canlı mı? acaba ölü mü? yoksa uyuyor mu dersin? angela strassheim önceden suç mahali fotoğrafçısıymış. bu sahneyi belki o sırada çekti, belki de bizim (sen ve ben) için baştan yarattı. bu iki ihtimal arasındaki farkın karşılığı, belki ve ancak ingmar bergman’ın bir filminde, muhtemelen dikkatimizden kaçmış bir yerinde… bu yüzden ben de bu resmi yazısız bırakacaktım, belki anlarsın diye, ama anlamazdın ki. ingmar bergman sessizlik’te birbirimizin ruhunu tanıma ihtimalimizin tanrı’nın zihnini okumakla aynı olduğunu söylemedi mi?
karl lagerfeld “ben geçici bir görüntüyüm. kimsenin hayatında bir gerçeklik olarak var olmak, öyle bir ağırlık oluşturmak istemem.” diyordu. “yalnızlık olmazsa yaratıcılık da olmaz.” eve döndüğümde aynı sözleri david lynch’den okudum, tekrar eden bir uyarı gibi. ama new york’a vali olmak ne kadar zordu, yıllarca az maaşla dürüstçe, sebatla çalışılıyordu. peki 3 saati 5000 dolar eden orospu, merak ediyorum bu para karşılığında neler sunuyordu? fuhuş yasal mı olmalıydı yasa dışı mı? lagerfeld “ben taraftarım” diyordu “gereklidir. fuhuş olmazsa insanlar birbirini öldürürler.” sağ eliyle, 5 dakikada harika bir elbise çiziveriyordu. ama müfredat dışı basit zevkler dev gibi kariyeri nasıl da yerle bir ediyordu. bir de yanlarında üzgün eşleri oluyordu hep bu adamların basın açıklamaları sırasında. gazetede “eşler neden hep arkalarında?” başlıklı bir makale vardı, okumadım, aslında eş kuvvette düşmanı odunla dövmenin faydalarına inanırım ama bu durumda hele de mütevekkil gözyaşlarındansa, belki “ulan hayta! benden habersiz ha!” diye kulak çekmeli eş dediğin, evlilik paylaşmak demek, yalan değil, yorganı açmak demek. bunu yol yakınken öğrenmeli. insan eşiyle ya dost ya düşman olmasını bilmeli, stepford wives arzu balkan muadili kaygan kadınlar için baştan çekilmeli. bir de 35 yaşındaki pam babcock var, “fobileri yüzünden” 2 yıl önce klozete oturup bir daha kalkmamış. küçükken dövüyorlarmış çünkü onu. 16 yıllık erkek arkadaşı kory her gün yemeğini klozete götürürken, bir gün baygın bulmuş onu. kadının derisi klozetle bir olmuş, ameliyatla ayırabilmişler. kalp naklinde ben kory’ninkini seçtim. kabul eden kalbi. ve insanlardan bahsetmekten çoktan vazgeçtim.
menekşe “hayat bütün boşlukları bir şekilde dolduruyor.” demişti. o sırada doldurulan boşluğum yüzünden çok acı çekiyor olmama rağmen bu bana rahatlatıcı gelmişti.
peki sen iyice baktın mı?
yataktaki ölü mü yoksa canlı mı? boşluğun içine doldurduğuna hiç bastın mı? boşluklar doluyor tabii, satıhlar düzleşiyor. cesaretin var mı girmeye? gir bakalım, ne var, boşluğu çoktan doldurmuş olan ne?





