Defensive Thriving Lessons No: 33
Wednesday, December 27th, 2006
kavuşmak çok meşakkatli oldu. genel geçer çiftleşme kriterlerine göre birbirimize uygun değildik. engel olamadığımız aşkın diğeri tarafından da hissedildiğini hiç tahmin edemedik. ama mucize mümkündü ki, bizimki de bir gün mümkün oldu. bu mucizeyle ne yapacağımızı, birbirimizi nasıl seveceğimizi şaşırdık, sabahları sevinçle uyanmaya, geceleri huzursuz uyumaya başladık.
daha ilk zamanlardı. birbirimizin bütün zaaflarını, kabahatlerini biliyorduk ve ben bir yemeğe çıkmıştım. eve döndüğümde onsuz geçirdiğim saatlerden pişman, özlemle telefona yapıştım. meşgul. meşgul. meşgul. meşgul. gecenin bu saatinde? kabahat işliyor. işlemiyor. neden işlesin ki? meşgul. meşgul. meşgul. bana defalarca, detaylarıyla anlatmış olduğu kabahatlerden birini işliyor işte. meşgul. meşgul. aptal olma. mucize yoktur. vardır. sabırlı ol. meşgul. meşgul. meşgul. nefes alamıyorum. meşgul. meşgul. meşgul. meşgul. tam şu anda mucizeyi, kendi dışındaki her şeyi ve herkesi önemsiz kılan mucizemizi yerle bir ediyor. ona engel olamıyorum. onu ikimize ait masumiyetin mükemmeliğinde tutamıyorum. meşgul. meşgul. çaresizim. dur yapma diye yakasına yapışmak istiyorum. hadi dön. sesini duyur bana varlığını ispatla n’olur n’olur n’olursun. meşgul meşgul meşgul meşgul meşgul dayanamıyorum. alo? alo? benim coco… gelsene.
kapı çalınıyor. karşımda kötülük. birden hangi telefonu çevirdi ellerim? nasıl unutmamışım numarasını? bu kadar zaman sonra nasıl oldu da evdeydi yalnızdı hazırdı? nasıl geldi buraya bu kadar ani gecenin bu saatinde? felaket mümkündü ki, bizimki de bu gece mümkün oldu. kötülük pusudaydı, kolayca geldi, tereddüt etmeden acele etmeden mücadele etmeden soyduk birbirimizi. öfkeme kırgınlığıma korkuma hiç zorlamadan uyuştura uyuştura nüfuz ediyor usul usul unutturuyor toksinle teskin ediyor. fırtına dindi, şüpheler silindi. ağırlıksızım korkusuzum hafızasızım umursamazım. o kadar zevkli ki, o kadar temel ve fiziksel ve aşağılık ve kuvvetli ve iyi ki, zevkten parmak uçlarım uyuşuyor, nefesimi tutamıyorum.
gözümü açıyorum. bu neden sevinçli bir sabah değil? kötülük yanımda, bana bakıyor. telefon çalıyor. “dün gece saatlerce aradım seni. o kadar zaman ne yaptın internette?” esas ben ne yaptım? “sana şarkı çekiyordum. bakalım beğenecek misin? senin yemek nasıl geçti? sinemaya gidecektik ya, kaçta geleyim?” ne yaptım ben? kötülük yanımda, kötü gözlerinden bana kendimi gösteriyor. “istediğin zaman” sesim tehlikeye doğru kayıyor mu? bilmiyorum. nasıl yaptım? bu kadar engeli aştıktan sonra, daha bu kadar başında bu kadar mutlu ve mükemmelken? yatağımda varlığını daima zorla hatırlatan asla aldatmadığım beni hiç terk etmeyen kötülük “yeni sevgilin ha” diyor. gülümsüyor. ağlamıyorum. şimdiki aklım olsa ellerimi kötülüğü çağırmaktan alıkoyabilir miydim? bir meşgul sinyali duymaya daha dayanabilir miydim? pişman olmamaya nasıl dayanabilirim? pişmanlık suç ortaya çıkınca mı başlar, yoksa sadece vicdanın kaldırabildiği cürümler için mi geçerlidir?
burada, tek korunma yolu, kötülüğün üstünden akıp gitmesini sağlamaktır. onu bir daha görmemek üzere gönderdiğim gibi banyoya gireceğim. gecenin kokusunu kirini üzerimden güzelce temizleyeceğim. bu beklenmedik arızayı kendi kendime tamir edip mucizemize aynen devam edeceğim. hatta unuttum bile. çoktan unuttum gitti. ağlamıyorum. çürükler acımıyor. n’oldu burana burana n’oldu (sevgilim)? çok korkmuştum (sevgilim) çokçokçok korkmuştum (sevgilim) karanlıkta kalmıştım (sevgilim) o zifiri karanlıkta kötülüğe çarpmışım (sevgilim) sadece seni çokçokçok sevdiğim senin sesini duyamayınca ölmekten korktuğum için (n’olursun gitme). fena düştüm ama hemen toparlandım. biz neler atlattık kazara çevrilen bir numara nedir ki? kanarken ağlamıyorum. şu fani vücut defolsun benim ruhumun sahibi sensin (sevgilim gitme). daha doğru dürüst sevişmedik bile. belki bu akşam görmeyecek bile bu izleri. ama görseydi eğer, yine de ağlamazdım. belki o bana belli etmeden ağlardı. canımın yanmış olmasına. canını bu kadar derbederce yakabilmiş olmama. tövbe. tövbe. tövbe tövbe tövbe tövbe hayat dinle, onu şu ani tökezleme yüzünden kaybetmeme lütfen izin verme. onu bundan sonra hiç kıskanmayacağım güvensizlik yapmayacağım kuşkuya kapılmayacağım. kendi cezamı kendim vereceğim cezam onsuzluk olmasın şimdi olmasın. geçti gitti. kalıcı bir iz bırakmadı. onsuz geçen uğursuz gecelerden birindeki önüne geçilemez bir rüyaydı bitti. çoktan sildim attım bile. bir cinnet kazası yüzünden onu kötülüğe katmayacağım. itiraf edip bu yükü ona devretmeyeceğim hep taşıyacağım ki bir daha asla yapmayayım. bir daha asla yapmayacağım. bir daha asla ne olursa olsun hiçbir zaman hiçkimseyi aldatmayacağım. bu kadar korkunç bu kadar yıkıcı bu kadar zevkli bir faciaya bir daha asla ve asla ve asla ve asla ve asla ve asla bulaşmayacağım. (sevgilim)
