0
Sunday, September 5th, 2010
Mesele nefsi köreltmek. Koskoca bir ∞Öbür Dünya∞ boşuna uydurulmuş olamaz. Nefis dediğin iştah. İştahı dizginlemek bu kadar dert ve kan veriyorsa, bastırmak yerine kökten kesmeli. Çağın olanaklarını bunun için değerlendirmeli. Ben öyle yaptım. Kestim. Biliyorsun insanlar artık öpüşmüyorlar, email yazıyorlar. Özleme yer yok. Çocuklar bile çükleriyle değil cep telefonlarıyla oynuyorlar. Sosyoloji hocamız Nilüfer Göle taa o zaman söylemişti: Hi-tech, low-touch. Ama o zaman hiçbirimizin evinde bilgisayar, elinde cep telefonu yoktu. Özlüyor ve neyi özlediğimizi çok iyi biliyorduk.
Kestim. Kimse beni heyecanlandırmıyor. Dokunmasam da olur. Bütün gün yorulmadan email ve SMS yazabilir ve ardından süt gibi uykuya dalabilirim. İnsanlar sadece insan benim için artık, resimler resim, kelimeler kelime. Bütün yiyecekler brokoli gibi ağzımda büyüyor. Büyük bir kolaylık içindeyim, vücudum ne kadar rahat etti, bilemezsin.
Dün, güzel arkadaşım kilisede bağlılık yemini etti, rahibin seks ve onuru aynı cümle içinde kullanması hoşuma gitti. Gözyaşlarımı sildim. Rahibin önünde diz çöktüler. Düğünde konuşmamı istediler, konuşmamı aşk ve kabul üzerine yaptım. Kelimeleri kullanmaktan nefret ederek. Benden sonraki konuşmacı nemlendirme, peeling ve alışverişten bahsetti. Ben kolaya kaçmanın utancıyla iyice ezildim. Aşk mı, nemlendirme mi? Nemlendirme.
Duygusallıktan dakikaları sayıyordum. Fotoğrafçı kızın gözleri çok derindi. Konuşurken geveledim. Soğukluktan değil çekingenlikten böyle davrandığımı anlasın istedim. Gelin, ‘Ben senin düğününde seninle çok ilgilenmiştim.’dedi. ‘Şimdi sen de benimle ilgilen.’ Ama ruju silinmişti ve bu da bütün öbürlerinden daha önemliydi.
Bir de orkideleri hatırlıyorum. Burada nikah kıyılamadığı için bundan önce hiç düğün yapılmamış meğer. Asansöre bindim. Asansöre bindiğimde birden bu asansörün bu asansör olmadığını hatırladım. Şimdi bütün kahramanlar gibi mavi tuvaletimden bir çakı çıkarsam, nemlendirme ve peeling ve alışveriş ve aşk ve kabulun ötesinde, sadece 0′dan 1′e ve 1′den 0′a inip çıkan bu asansörün ince, metal duvarında bir pencere açsam oraya geçiverebilirdim ∞Öbür Dünya∞
O sırada asansörün kapısı açıldı, çıktım, tuvalete girmek üzereyken yanında GİRİLMEZ yazan kapıyı gördüm. GİRİLMEZ yazısının yanında bir de
vardı. Odanın o oda olup olmadığını anlamak için kapıyı açtım. İçinde anlamlı hiçbir şey bulunmayan bir oda. Kocaman GİRİLMEZ işaretli bir küçük, boş oda. Bu oda aynı odaydı, ne dersin bu da başka bir dünyanın olmadığının sinyali miydi? İşareti yokladım, strafordan. Kolayca söktüm, şalımın içine sakladım. Tuvalete girmeden asansöre binmeden kimseye görünmeden çıktım.
Mutlulukla haklılık arasındaki o kısa ve kesin hatta mutluluğa doğru inmek isterim. Bu da ancak önce peeling, ardından nemlendirmeyle mümkün olabilir. Korkutucu kadınlar böylece biraz sakinleşirler. Ben de erkeklerle ilgilenebilirim. Tamamen masum sebeplerle.
Bilmem farkında mısın, oda da artık aynı oda değil. İşaret için kapının içine bakmak gerekecek bundan sonra.










